Yakın Mercek: The Drums

The Drums, çocukluk yıllarında İncil kampında tanışan Jonathan (Jonny) Pierce ve Jacob Graham’ın ilk müzikal iş birliği değil. Tanıştıkları yılları takip eden senelerde Goat Explosion isimli elektro-pop grubunu kuran ikili, daha sonra bu projeyi Elkland ismiyle çağırdı. 2005 yılında özellikle ‘‘Apart’’ parçası ile dikkat çeken Golden isimli bir de albüm yayınladı.

2008 yılında Pierce’ın, Graham’ın yaşadığı Florida’ya taşınması ile beraber temelleri atılan The Drums’ın müzikal üretimi, 2009 yılında beraber taşındıkları New York Brooklyn’de başladı. 2009’un Ekim ayında altı parçalık Summertime! EP’sini yayınladılar. BBC, NME, Clash Magazine, Pitchfork gibi mecraların dikkatini çeken grup, 2010’un gelecek vaat eden gruplarını içeren çeşitli listelerde de yer aldı. The Drums, aynı zamanda 2009’un en çok ‘‘shazamlanan’’ ismi olarak bu ilgiyi tescilledi.

Orijinal kadrosunda yıllar içinde pek çok değişikliğe giden grubun kurucularından Jacob Graham’ın geçen sene Instagram hesabından yaptığı bir paylaşımla gruptan ayrıldığını açıklaması üzerine, orijinal üyelerinden geriye kalan tek isim Jonathan Pierce oldu. Canlı performanslarda değişen üyelerle performans vermeye devam eden grup, şu noktada sadece Pierce’in ürettiği müziği ortaya koyuyor. Jacob Graham ise müzik kariyerine 2014’de kurulan ve bir görsel/işitsel deneyim gibi tanımlanan Sound of Ceres grubuyla devam ediyor.

The Drums müziklerine ilham veren gruplar arasında Beach Boys, The Wake, The Smiths, Joy Division/New Order, The Tough Alliance, The Legends, The Shangri-las, Starflyer 59, Joy Electric, The Embassy ve Orange Juice gibi isimleri sayıyor. Grubun Summertime! EP’sinde yer alan parçalarını da içeren ve kendi isimlerini taşıyan ilk albümü The Drums’ı (2010) takip eden Portamento (2011) ve Encylopedia (2014) albümleri Amerika billboard listelerinde 10 numaraya kadar yükselmesine rağmen kritiklerden karışık tepkiler aldı.

The Drums’ın geçtiğimiz Haziran’da piyasaya çıkan dördüncü ve son albümü Abysmal Thoughts’da yer alan tüm parçaları yazan, çalan ve albümün prodüksiyonunu baştan sona tek başına üstlenen Jonathan Pierce, kayıtlarda neredeyse nota nota ilerlediğini söylüyor. Bu albümü otobiyografik bir noktadan yazdığını ifade eden Pierce, bazı parçaların daha yüksek tempo gibi tınlamasına rağmen tüm sözlerin aslında yoğun ve karanlık bir iç yolculuk sonucu ortaya çıktığını da ekliyor.